rap dinleyenlerin genelde biraz sıkıcı tipler olması

#120877 - bu entryi ortalama 287 saniyede okuyabilirsiniz.
  1. şahane bir tespit. uzun süredir bu başlığı her gördüğümde acı acı tebessüm ediyorum.

    aslında sadece rapçilere özel bir durum değil bu. içinde farklı bir kıvılcım taşıdığını düşünen herkes sıkıcıdır. aslında bu kadar net konuşmak istemem, sıkıcılık ihtimali yüksektir diyelim.

    basketbola özel bir tutkusu olan sınıfın uzun boylu elemanı sıkıcıdır, derste defterine hayali kadrolar yazar, beden derslerini iple çeker, beden hocasıyla çok iyi anlaşır. kızlarla işi olmaz, olsa dahi konuşmayı beceremez. becerse dahi basketbol sevdası ona bu imkanı tanımaz, bezdirir, kendine çeker.

    sınıfın iddaa ile kafayı yiyen elemanının götü buz kesmiş göl gibidir. yemek yemez, su içmez elinde iddaa kuponlarıyla dolaşır. kazandığı paralarla karıya gider, kızlarla işi olmaz.

    sınıfın güzel sanatlar hayaliyle yanıp tutuşan çirkin kızı çevresiyle ilgilenmez, hayalinin peşinde elinden gelen her şeyi imkanlar dahilinde yapar, saygıyı hak eder ancak sıkıcıdır.

    sınıfın rapçisi de böyledir, arada tahtaya çıkartırlar, esprilidir, edebiyat ve okuma sevgisi diğer öğrencilere göre daha iyidir. yaratıcıdır ve öğretmenlerinin gözünde bol pantolonu dışında sevimli bir tiptir.

    ben çocukluğunda, ergenliğinde, gençliğinin süregelen kısmında " rapçi " sıfatını üzerinden atamamış bir insan olarak sıkıcı olduğumu söyleyebilirim. aslında yakın çevrem içinde -herkesin olduğu gibi- pek sıkıcı biri değilim, iyiyimdir yani meme capsi atmak isteyen varsa dm'e gelsin.

    neyse,

    size ufak bir anekdot paylaşayım.

    üniversiteye başladığım ilk yıllarda sınıfımızdan bir hatunun doğum günü vardı. bu hatun tam anlamıyla sosyal olmak için yaratılmıştı. herkesle samimi, koca kampüste tanıdıkları yetmezmiş gibi diğer kampüslerden de tanıdığı kişiler vardı. sınıfın diğer büyük boy sosyalleriyle mükemmel bir uyum yakalamıştı.

    şimdi bilen bilir, üniversitenin ilk bir kaç ayı sonunda kimin kiminle yattığı, kiminle takıldığı belli olur, ortam şekillenir. siz o esnada hala mastürbatif şekillerdeyseniz o okul öyle biter hacılar. üniversiteye başlayan arkadaşlara tavsiyem ilk 3 ay içinde birini bulsunlar. şehir dışında otuzbir çekmek hiç hoş değil. söyleyeyim de aklınızda bulunsun.

    neyse aq, kızın doğum günündeyiz, üninin olduğu kasabanın nadir bulunan cafelerinden birindeyiz. kafeyi kapatmışlar. zaten açık olsa da bizim kadar insan olmazdı. benim ve iki üç arkadaşımın da müzikle ilgili olduğu biliniyordu, bana " if rap, bişeyler açsana laptoptan, dans edelim biraz " dedi bu aşırı sosyal kız. elim boş gitmiyim diye sigara almaya girdiğim bakkaldan napoliten almıştım, " ayyy çok severim yhaa babam hep alırdı istanbulda çok teşekkürler " deyip sarılmış elmacık kemiklerini elmacık kemiklerime yapıştırmıştı.

    gel gelelim bana böyle bir teklif gelince arkadaşları da çağırdım biz 4 sıkıcı adam ülkenin çeşitli yerlerinden gelmiş, özel bir müzik zevki olmayan, burger king'te yiyip özsüt'te içen kitleye daft punk açmaya karar verdik.

    daft punk ?

    around the world around the world ?

    açtık erenler, daft punk açtık. o esnada şarkının introsunu ne kadar çok sevsem de dünyada gerçekten farklı boyutların olduğunu anladım. aynı zamanda yaşadığınız insanlarla da farklı boyutlarda olabiliyorsunuz.

    kısık kısık duyulan " bu ne ya " sesleri, sanki dans etmek için değil de, millet goygoy yaparken arkada çalsın diye açılmış şarkı muamelesi yapılması nedense hiç zoruma gitmedi. laptopun başında çaresiz bekliyordum. bekliyordum ama şarkı bitmiyordu, şarkı bitmedikçe içerideki insanlar da ben de yanımdaki üç arkadaş da gerim gerim geriliyorduk. yemin ederim en baba gerilim filminde böyle bir sahne bulamazsınız.

    bir köpek sürüsüyle yanı otoban olan bir sahilde karşılaştığınızı düşünün. öyle bir gerilim.

    şarkının daha ortalarına gelmeden şarkıyı bir an önce kapatmam gerekiyordu. saçlarımdaki beyazlaşmadan önce şarkıyı kapatıp siktirolup gitmem lazımdı, bir çare bulmalıydım. laptopu porno izlemeye karar vermiş bir ergen gibi 45 derece açıyla kendime çektim, ufak dokunuşlarla youtube üzerinde space tuşuna iki kez bastım. bakışlar bana döndükçe aynı işlemi 10 saniye aralıklarla tekrarladım.

    en sonunda ön dişi kırık bir piçe seslendim. " batuhan, bu donuyor lan gel sen bi şarkı aç " dedim.

    ortamdaki kızların yüzünde güller açtı, bir an önce dans ederken nasıl değdiririm diye düşünen aç betaların biti kanlandı. batuhan hemen geldi ve o yılın yaz parçalarından birisini açtı. bengü müydü, demet akalın mıydı inanın hatırlamıyorum.

    ancak hatırlarsam teşekkür edeceğim.

    batuhan şarkıyı açtı, ben yanında bir sigara içip ortamı kestim, yanımdaki üç arkadaş ufaktan uzayalım sinyalleri iletince de pastalarımızı yemeden bir punduna getirip uzadık.

    işi gücü müzik tartışmak olan 4 arkadaş olarak yürüyerek evlerimize ve yurtlarımıza dağıldık. yol boyunca en ufak müzik konusu açılmadı. ne kadar sıkıcı insanlar olduğumuzu o akşam anlamıştım.